MİLLİYETÇİ ROMAN’DA KIZILBAŞLIK-BEKTAŞİLİK ALGISI VE A.YILMAZ SOYYER

10 Mart, 2016

12784565_913271298792881_1265574224_n 12833290_913271565459521_1883682032_n 12659727_958690624166374_464211834_n

MİLLİYETÇİ ROMAN’DA KIZILBAŞLIK-BEKTAŞİLİK ALGISI VE A.YILMAZ SOYYER

Nevâ Küçükahmet

Türk romanı yıllardır özgün ve seviyeli eserler vermektedir. Yazarının üzerinde hayli şâibeler bulunmakla birlikte, ülkemize getirilen NOBEL ödülü de bunun göstergelerinden biri olarak görülebilir. Artık yüz binlik baskı sayılarıyla pek çok romancımız satış raflarındaki kitaplarıyla haklı bir gurur duymaktadırlar.

Türk romanının içerisinde milliyetçi fikriyat çerçevesindeki eserler de artık mühim baskı ve satış miktarına ulaşmış bulunmaktadır. Nihal Atsız ve Emine Işınsu ile başlayan milliyetçi fikriyatın romancılığı bu gün azımsanmayacak bir roman yazarı sayısına ulaşmış bulunmaktadır. Kendisini “Türk milliyetçisi” olarak tanımlayan yazarlar bilhassa Eski Türk Târihi de denilen Hunlar, Köktürkler, Uygurlar dönemiyle ilgili önemli sayıda ve kaliteli eserler vermiş bulunmaktadırlar. Bu yönelişte Türkçülük fikrinin yaygınlaştırıcısı H.Nihal Atsız’ın Bozkurtlar’ın Ölümü, Bozkurtlar’ın Dirilişi, Ruh Adam, Deli Kurt gibi tarih temalı romanlarının etkisi inkâr edilemez bir gerçekliktir. Günümüzde kendisini milliyetçi fikrin müntesibi sayan romancıların pek çoğunun ellerine ilk kez aldıkları roman “Bozkurtlar’ınÖlümü”dür. Emine Işınsu da aynı şekilde bu yazarları etkilemiştir.

Pek çok yerde yazmış bulunduğu yazılarda kendisini bir milliyetçi olarak nitelendiren A.YılmazSoyyer de bu iki yazarımızdan etkilendiğini, çok şey öğrendiğini belirtmektedir. Bunun yanı sıra Peyami Safa, Samiha Ayverdi, Ahmet Hamdi Tanpınar, Mustafa Necati Sepatçioğlu yazarın fikrî dünyasını oluşturan Türk romancılarından bir kaçıdır. Yazı hayatına 17 yaşında bir ülkücü dergi olan TÖRE’de şiir yazarak başlayan Soyyer, romana geç denilebilecek bir dönemde geçmiştir. İlk romanı Çerağlar Uyanırken (Doğan Kitap, 2008) yayınlandığında 48 yaşındadır.

Çerağlar Uyanırken, yazarın 2005 yılında yayınlanan “19. Yüzyıl’da Bektaşîlik” isimli ilmî eserinin bilgi çerçevesi üzerine kurguladığı bir tarihî romandır. İlahiyat Fakületsi mezunu olup, Din Sosyolojisi dalında uzmanlaşmış olan A. Yılmaz Soyyer, doktora tezinden bu yana Bektaşîlik çalışmaktadır.

Romanda ilk bakışta göze çarpan durum, Osmanlı Devletiyle Bektaşiler arasındaki ilişkidir. 1826’da idam edilen Kıncı Baba’nın oğlunun medreseye verilişinden Halil Revnaki Baba’nın Şahkulusultan Bektaşi tekkesi postuna oturuşuna ve vefatına kadarki süreci olabilmesi muhtemel bir kurguyla anlatmaktadır. Devletin, özellikle de Şeyhülislamlığın Bektaşiler üzerindeki baskıları pek çoğu gerçekten yaşanmış olaylarla ele alınmaktadır.

İkinci olarak da Bektaşiliğin medreseyle ve Mevlevilik, Celvetilik gibi diğer tekkelerle olan ilişkileri ele alınmıştır. Bu kesitteki ilişkiler tamamen tarihi realiteye uygun bir biçimde verilmektedir. Yapmış olduğumuz bilimsel çalışmalar Hz. Ali’ye dayanan “Alevi tasavvuf”un bir bütün olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yüzden de roman da bu durum hikâyeleştirilmiştir.

19. yüzyıl Bektaşiliğini araştırırken elime geçen orijinal belgelerin o dönemdeki sahiplerinin hayatları üzerine canlandırmalar yapmak en büyük zevklerimdendi. Sonradan fark ettim ki aslında roman büyük ölçüde o dönemde benim zihnimde yazılmıştı. Devletin “er avret hep beraber cem cemiyet” yapmak suçlamasıyla kapattığı Bektaşilikte kadın ve erkeklerin kalın duvarlarla ayrıldığı bir kaç-göçün, bir haremlik-selamlığın bulunmaması kadar tarihi gerçekliğe uygun ne olabilirdi ki… Yazar da bu durumu romanının ana unsurlarından biri yapmış ve komşuluk ilişkilerinden Batılılaşmaya, hatta modaya kadar pek çok olguya bu çerçevede bakmıştır.

Yazar kendisini “Bektaşi değilim, lakin onlara muhalif de değilim, hattâ gönül iklimim tasavvufla birlikte Bektaşîliğe sonuna kadar açıktır” şeklinde nitelemektedir; yine kendi ifadesiyle incelediği bir süreç hakkında içinde doğan hisleri hikâyeleştirmekten başka bir şey yapmamıştır. Burada belirtilmesi gereken en önemli husus ise bu romanın yalnızca ve yalnızca 19. yüzyılda yaşamış İstanbul Bektaşileri hakkında olduğudur. Onların kültürlerini, erkân ve ayinlerini yani geleneklerini yansıtmaktadır.

Roman, 1826’da Bektaşi tekkelerinin kapatılması döneminde idam edilen Üsküdar Bektaşi Dergahı babalarından Kıncı Baba’nın oğlunun üzerine kurgulanmış bulunmakta. Olay 1848 yılında başlar. Kıncı Baba’nın oğlu Hasan, annesi Hatice Anabacı tarafından medreseye verilmiştir. Hatice anabacı devletin baskısına dayamayarak oğluna Bektaşilikle ilgili hiçbir şey öğretmemiş, kocasından kalan bütün kitapları da evin bodrumuna gizlemiştir. Hasan her ne kadar bir medrese mollası olarak yetişse de medresenin genel kanaatinin haricinde bir mezhebi kendisine yol olarak seçmiştir. Yüzlerce yıl önce tarihe gömülmüş bulunan İslam rasyonalistlerinin (akliyecilerinin) yolu Mutezileyi benimsemiştir. Belki de kendi kendine “siz babamın inancını yasakladınız ben de sizin yok ettiğiniz başka bir inancı benimsedim” demektedir. Hasan medresede yalnız değildir. Babasının arkadaşlarından Mevlevi Nurullah molla onu her zaman korumuş kollamış ve Farsça öğretmiştir. İşte tam bu sırada evlerine babasının arkadaşlarından Edhem Baba’nın eşi ve kızları misafirliğe gelir. Hasan’a Edhem Baba’nın kızı Gülendamla evlilik yolu gözükür. Bu evlilik sürecinde hem Bektaşilik hem de Hasan yeniden yapılanır.

A.YılmazSoyyer, gerek Bektaşîlik konulu çalışmaları, gerekse bu romanı sayesinde Alevî-Bektaşî çevrelerinde tanınmış ve ilgiyle okunmuştur. İkinci romanı “Semah Aşka Doğrudur” un yazılıp yayınlanması ise 2016 yılında gerçekleşebilmiştir.  Bu roman günümüz Kızılbaşlığını konu edinen bir eserdir. Yazar Kızılbaş tâbirinin Anadolu Aleviliğini daha iyi ve kapsamlı olarak tanımlayacağına inanmakta ve ısrarla kullanmaktadır. Roman,Soyyer’in milliyetçi fikriyatının çok daha vurgulu olarak gerçekleştiği bir eser olarak karşımıza çıkmaktadır. Yazar, Türkistan kökenli bir inanç yapılanması olan Kızılbaşlık’ın Türk töresi üzerine yapılandığı görüşündedir. Konu ya da bu açıdan yaklaşmış bulunmaktadır.

Eser “Dede torunu” bir veterinerin toplumunun, inançlarını ve ibadetlerini kaybetmeden yaşaması için verdiği mücâdelenin hikâyesidir. Romanda memleketimizdeki şehir isimlerine mümkün mertebe yer verilmemiştir. Olay bilinmeyen bir bölgenin hayâlî bir köyünde geçmektedir. Bir köyden, hem ülkeye hem dünyaya bakılmaya çalışılmıştır.

Çalışma, kendilerine Alevî de denilen Kızılbaşların günümüzdeki hikâyesidir. Ülkemizin meçhul bir dağ köyünde geçen bir öyküdür; “Dede torunu” bir veterinerin toplumunun, inançlarını ve ibadetlerini kaybetmeden yaşaması için verdiği mücâdelenin hikâyesidir.  Hikaye, Teke Ahmet’in baba ve annesini kaybettikten sonra dedesiyle babaannesi tarafından büyütülmesiyle başlar. Romanın ilk bölümlerdeki en mühim karakterleri Ahmed’in dedesi Kara Haydar Dedede’dir, bunun yanı sıra halasının oğlu Halil de önemli unsurlardandır. Roman, Halil’in önce Süleyman Hoca, sonra öz teyzesiyle karşılaşmasıyla gelişir; ancak kurgunun en dikkat çekici kahramanı Tuva’lı kam (şaman) Ayçürek’dir.

Hem Çerağlar Uyanırken, hem de Semah Aşka Doğrudur, Türk kültürünün taşıyıcı ana unsurlarını incelemektedir. Yazar bu eserlerinde, âdeta, kaybetmekte olduğu millî kültürünü kurtarmak ve yaşatmak için çırpınmaktadır. O’na göre Bektaşîlik, Mevlevîlikle birlikte Türk müziğinin bu günlere kadar ulaşması ve sevilmesine vesile olmuş iki millî ocağımızdır. Kızılbaş Ocakları da Türk kültürü içerisinde yoğrulmuş yapılardır.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer Haberler

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

KENDİNİ İPLE ASARAK İNTİHAR ETTİ

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

AK PARTİ’DE BAYRAMLAŞMA

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

KENDİNİ İPLE ASARAK İNTİHAR ETTİ

16 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

UŞAK İYİ PARTİ’YE ÇOK İYİ ÜYELER GELDİ

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

16 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

CHP DE BÜYÜK BAYRAMLAŞMA

15 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

İSMAİL GÜNEŞ: HIZLI TRENLE UŞAK İZMİR VE ANKARA’YA KOMŞU OLACAK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

KENDİNİ İPLE ASARAK İNTİHAR ETTİ

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

AK PARTİ’DE BAYRAMLAŞMA

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

12 Kasım
MUHAMMED ÇELİK

BAKAN AHMET ARSLAN’IN KATILIMIYLA AK PARTİ MERKEZ İLÇE KONGRESİ YAPILDI

3 Ekim
MUHAMMED ÇELİK

TAŞERON SORUNU BU YIL BİTECEK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

KENDİNİ İPLE ASARAK İNTİHAR ETTİ

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

AK PARTİ’DE BAYRAMLAŞMA

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

KENDİNİ İPLE ASARAK İNTİHAR ETTİ

16 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

UŞAK İYİ PARTİ’YE ÇOK İYİ ÜYELER GELDİ

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

KENDİNİ İPLE ASARAK İNTİHAR ETTİ

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

AK PARTİ’DE BAYRAMLAŞMA

17 Haziran
MUHAMMED ÇELİK

3 Ekim
MUHAMMED ÇELİK

TAŞERON SORUNU BU YIL BİTECEK

6 Şubat
MUHAMMED ÇELİK

VALİ AHMET OKUR’DAN BY LOCK AÇIKLAMASI